Atatürkün Eğitime Önem Vermesi Sonucu Türk Toplumu Neler Kazandı





Atatürkün Eğitime Verdiği Önem

Atatürkün Eğitime Önem Vermesi Sonucu Türk Toplumu Neler Kazandırmıştır

Bir milletin geleceği üzerinde eğitimin oynadığı rolü çok iyi bilen Atatürk, eğitim konusuna büyük önem vermiş, Türk toplumunun, milli ve çağdaş bir eğitim sisteminin uygulamaya konulması ile her alanda büyük kazanımlar elde edeceğini bir çok kez dile getirmiştir.

Atatürk, eğitimi; “millet olmanın, bayındır bir vatan kurmanın” temel koşulu olarak görmüş, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda elde edilen askeri zaferin kültür, ekonomi ve “Milli Eğitim” hususunda elde edilecek başarılarla tamamlanması gerektiğine inanmıştır.

Türk milleti, Atatürk’ün ileri görüşlü bir kişiliğe sahip olması nedeniyle eğitim konusuyla çok erken meşgul olmaya başlamıştır. Birinci Dünya Savaşı sonrasında yürütülen Milli Mücadele sırasında Atatürk’ün binlerce Türk çocuğunu kurtaran ve toplumun geleceğini güvenli bir hale getiren iki uygulaması bulunmaktadır. Milletin geleceğini tayin edecek çocuklarla ilgili olarak 10 Haziran 1921 tarihinde Türkiye’deki korunmaya muhtaç çocukların tamamını içeren ve merkezinin Ankara’da olmasını istediği Çocuk Esirgeme Kurumu’nun açılması talimatını veren Atatürk, bu konu ile alakalı olarak yapılan çalışmaları büyük bir titizlikle yakından takip etmiştir. Diğer bir uygulaması ise 16-21 Temmuz 1921 tarihleri arasında topladığı Maarif Kongresi (Milli Eğitim Kongresi)’dir.

Atatürk cephedeki şartların ağırlığına rağmen, bu kongrenin ertelenmesine asla razı olmamış, cepheden gelerek açış konuşmasını yaptığı kongrede, kadın-erkek 250’den fazla öğretmenin elini tek tek sıkmıştır. Kongrede, Türkiye’nin milli eğitimini mutlaka kurması gerektiğinin altını çizerek “Şimdiye kadar izlenen tahsil ve terbiye yöntemlerinin milletimizin gerileme tarihinde en önemli etken olduğu kanaatindeyim. Onun için bir milli terbiye programından bahsederken, eski devrin batıl inançlarından, doğuştan sahip olduğumuz özelliklerle hiç de münasebeti olmayan yabancı fikirlerden, Şark’tan ve Garp’tan gelebilen bilcümle etkilerden tamamen uzak, milli ve tarihi özelliklerimizle uyumlu bir kültür kastediyorum” demek suretiyle toplumun ilerlemesi açısından çağdaş eğitimin temellerinin mutlaka atılması gerektiğini, eğitim alanında gerçekleştirilecek köklü değişiklerin biran evvel hayata geçirilmesi için büyük çaba sarfedilmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Milliyetçilik ilkesi, eğitime millî nitelik kazandırmış; dil, duygu ve kültür birliğini gerçekleştirmiş; toplumun değişik öğelerinin bu boyutlar çerçevesinde bütünleşmesini sağlamıştır. Demokrasinin Türkçesi denebilecek olan halkçılık ilkesi, dilde yenileşmeyi başlatmış, azınlık eğitiminden kitle eğitimine geçişi sağlanmış, eğitimi okülculuk anlayışının dışına çıkarmış, halk eğitimine ağırlık vermiş ve bunların sonucunda eğitim sistemi ile iletişim sistemini bütünleştirmiştir. Devletçilik ilkesi uyarınca, bölgesel kalkınma hedeflerine göre kurulan devlet işletmeleri, bürokratik eğitim merkezleri olarak etkin olmuş; çevre kalkınması ve sosyal eğitim merkez leri olarak da hizmet etmiştir. Yükseköğretim kurumları da, programlarını bu işletmelerin insangücü gereksinmelerine göre yenilemiştir. Kemalist eğitimin felsefî temelini laiklik, örgüt modelini de halkçılık ilkeleri oluşturmuştur. Laiklik ilkesi, dinin yanlız devletten değil, bilim ve sanattan da ayrı tutulmasını. öngörmüştür.

Cumhuriyetin laikleştirdiği eğitim sistemi, toplumsal yenileşmeyi hızlandırmıştır. Laiklik ilkesinin savunmasız kalması ile boşalan’güçler; eğitim kurumlarını, eğitenleri ve eğitilenleri olumsuz biçimde etkilemeye başlamıştır. Bu tür etkiler, politik ve toplumsal bölünmelere de yol açmıştır. Devrimcilik ilkesi, diğer ilkelerin yayılması ve korunmasında; eğitim sürecinin gücünden, eğitim kurumlarının etki alanından, eğitimcilerin inançlı çabalarından yararlanılmasını sağlamıştır. Kemalist felsefenin öncüleri olarak hizmet eden bu dönemin eğitimcilerinin meslekî güçleri ve sosyal statüleri, Türk eğitim tarihinde hiç bir zaman" bukadar etkili ve yüksek olmamıştır.

Atatürkçü felsefenin çok partili döneme girişimize kadar süren etkisi azalmaya ve ilkelerden kavram, yorum ve davranış sap maları artmaya başlayınca, ilkelerin eğitime verdikleri destek ve eğitimcilere sağladığı moral ve düşmeye başlamıştır. Atatürk ilkelerinin eğitimciler arasında yeni bir motivasyon düzeyi yaratması, bu sapmalar ve farklılaşmaların azaltılması ve giderilmesiyle olanaklı görülmektedir. İkinci soruya ait yukardaki özetlemeden anlaşılacağı üzere, Atatürk ilkelerinin eğitim girişimini yönlendirmesi bekleniyorsa, geçmişteki uygulamalardan çekinmek değil, onları izlemek ve örneklemek gerekir.


facebookta paylaş


Rasgele yazılar


Yazar : admin

“Atatürkün Eğitime Önem Vermesi Sonucu Türk Toplumu Neler Kazandı” for 1 comment

Atatürkün Eğitime Önem Vermesi Sonucu Türk Toplumu Neler Kazandı Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

oyun